14 Ocak 2017 Cumartesi

Varlığa dair bir bakış açısı: Jel Hipotezi



 

Kuantum, Kaos Teorisi ve Örüntüleri beraber düşündüğümde karşıma çıkan tablo, evrenin ve varlığın aslında bir çeşit Jel olduğunu bana söylüyor. Bizler de bu Jel içerisindeyiz ve kendinimiz de bizatihi bir Jel'iz.

Jel kavramını varlığı tanımlama adına soyut bir metafor olarak kullanıyorum. Doğdumuzdan itibaren bizi rahat bırakmayan, özgürlüğümüzü kısıtlayan pek çok husus var. İlk başta fiziki bedene sahip olmamız bile başlı başına bizi kısıtlayıcı aslında.

Jel derken ne demek istediğimi daha iyi anlatmak adına iki tür Jel'den bahsedeceğim:

1. Evrenin her yerinde var olan ve tamamını kapsayan Jel.
2. İnsan hayatını etkileyen etmen olarak Jel.

1. Evren büyük bir Jel'dir. 
 
Uzun süredir evrendeki örüntülerin, Kaos Teorisinin ve Kuantum'un bize tam olarak ne anlattığını anlamaya çalışıyorum. Bu çabamda ulaştığım sonuçlardan biri daha önce de dediğim gibi evrenin tamamen bir Jel olduğudur. 

Evrende hem Kaos vardır hem de sürekli olarak örüntüler oluşur. Düzeni ve Kaosu aynı anda hissedebileceğiniz, her şeyin her şeyi etkilediği ilginç bir evrende yaşarız. 

Big Bang'le başlayan hikâyeye baktığımızda evrenin sonuna kadar olan süreç tek bir noktadan yayılan evrenin içinin birbiriyle bağlantılı etkenlerle dolu olduğu görülür. Evrende var olanların hiçbiri evrenin kendisinden ayrılamaz; çünkü her şeyin başlangıcı Big Bang'dir ve Big Bang'le var olan her şey Big Bang tekilliğinde içkindir. Big Bang aslında bir Jel'in genişlemesidir.

* Kaos Teorisi'nde kelebek etkisinin geçerli olabilmesi için her şeyin birbirini etkiliyor olması gerekir. 


 

Edward Lorenz'in Çin'deki bir kelebeğin kanat çırpışının ABD'de fırtınaya dönüşmesi olarak açıkladığı kelebek etkisi fikri, Jel Hipotezimi anlatan önemli örneklerden biridir. Doğrusal olmayan dinamik sistemler ve başlangıç konumlarına hassas bağlılık(kelebek etkisi) gibi ilkelere dayanan Kaos Teorisi, yazımda anlattığım durumlarla paralellik gösterir. Jel insanın olduğu her yerde mutlak olarak vardır ama doğrusal değildir. Her zaman başlangıç durumuna bağımlıdır diyemem ama çeşitli etmenlerle beraber farklılık oluşturacak şekilde karşımıza çıkabilen hassas bağımlılık durumlarıyla karşılaşabiliriz. Sonuçta herkes bu Jel'in içindedir ve bundan etkilenmemeleri mümkün değildir.
* Kuantum'un bize sunduğu yeni veriler ve perspektifler Jel'le birlikte daha iyi açıklanabilir. 
* Sicim Teorisi'nin söylediği şekliyle her şeyin titreşen çok küçük sicimlerden oluşması, her şeyin her şeyi etkilediği fikrini güçlendiriyor.
* Evrendeki örüntüler ve fraktallar âdeta her şeyin tek bir akıldan çıktığı izlenimi veriyor. Yaprağın deseniyle gökte çakan şimşeğin deseninin benzer olması Jel'le birlikte çok daha rahat şekilde açıklanabilir. 
* İnsanlara ve insan hayatına baktığımızda insan evrenden ayrılamaz; biliyorsunuz, hepimiz yıldız tozuyuz. 4.5 milyar önce evrendeki bazı maddelerin birleşmesi ve güneş dediğimiz yıldızın konumu biraz farklı olsaydı, belki de biz olmayacaktık. İnsan evrenin bir ürünüdür.

2. Sosyal yaşamdaki Jel

İnsanların devamlı şekilde akıllarına gelmeyen veya fazla düşünmek istemedikleri bazı çok önemli konular vardır. Bunların başında ölüm gelir. Sürekli olarak ölümün soğukluğuyla yaşaması zararlı olacağı için bu konuyu unutması için insanın yapısında belli bir mekanizma vardır. Bu mekanizma sadece ölüm için değil, çoğu hatırlanmak istenmeyen konular için de geçerlidir. Bu durum insanın büyük bir çelişkisidir. Çünkü mesela bu dünyada en azından ölümsüzlük bulunana kadar tek gerçeklik ölümdür. Yani aslında bir nevi ölmek için yaşarız; diğerleri hayaldir, önemsizdir, basit birer oyundan ibarettir. Fakat insanın beyni, onu gerçek olmayana yönlendirir, o yöne doğru teşvik ederek insanın akıl sağlığını korur. Gerçeklik bizim akli dengemizi bozabilirken,  yanılsamalar bizi mutlu eder.  

 

Yanılsama ve gerçekliğin aynı anda olduğu durumlar insanlar arasındaki ilişkiler için de geçerlidir. Arkadaşlarınızı, dostlarınızı, sevgililerinizi veya diğer insanları düşünün. Her bağ bir sebebe bağlıdır. Her ilişkide çoğu zaman karşılıklı fayda bulunur. Aile bağları için bu durum bazen geçerli olmayabilir ama sonuçta burada da belirli beklentiler vardır. Benim burada kastettiğim tamamen faydacı bir anlayış değildir. Kendi adıma konuşursam, bu dünyaya bir türlü ısınamamış, her şeyi boş gören ve yalnız biri olarak her şeyi fayda üstüne kurgulu zanneden birisi değilim. Ama dediğim gibi beni şüphelendiren pek çok durum var. Mesela bence insan ne yaparsa yapsın sosyal yaşam içerisinde maskesini çıkaramaz.

İnsan mutlak şekilde yalnızdır, bu onun için gerçekliktir; fakat sebepler üzerine kurulu yaşamda diğer insanlar içerisinde var olabilmesi için belirli alanlarda yoğunlaşmış içerisinde yer almalıdır. Yanılsama ise insanların yalnız olduklarının farkına varamamalıdır. Burada yalnızlık sektörünün edebiyatını yapan insanlar gibi olmak istemem. Vardır ya öyle tipler; adam bardan, pubtan veya ortamlardan çıkmaz, arkadaşları olmasa o bir hiçtir ama "az insan çok huzur" edebiyatı yapar. Gerçekten de insan fıtrat olarak sosyalleşme ihtiyacı hisseden bir canlıdır. Çünkü bütün sistem bunun üzerine kuruludur.  Bunu gocunacak bir şeymiş gibi söylemiyorum kesinlikle, tespit yapıyorum.

İşte ben insanlar arası ilişkiler örneğiyle verdiğim bu yanılsama ve gerçeklik durumunu görünmeyen ama mutlak olarak var olan Jel'le açıklanabileceğini düşünüyorum. Evrenin bütününde olduğu gibi insanın olduğu her yerde de görünmeyen ama mutlak olarak bulunan bir Jel vardır. Bu Jel insanın, diğer insanlar dahil her şeye olan bağını kurmasını sağlayan ortamı yaratır. Bu Jel dışsaldır hem içseldir; canlı cansız bütün varlıkları kapsar, evrende her yerdedir, dolayısıyla herkes onun içindedir. İnsanların oluşturduğu jele Sosyal Jel dersek daha anlaşılır olabiliriz.

 

İnsan fıtrat olarak kural ve alışkanlık oluşturmaya meyilli ve düşünme yeteneğine sahip olduğu için bu Jel aynı zamanda içsel olarak da tahayyül edilebilir. İnsan, örneğin  yeni öğrendiği bir bilgiyi aslında analiz veya yorum olarak kullandığı kadar bir yanıyla da sınırlar ve kalıplar oluşturmak için de kullanır. İnsan girdap şeklinde kendini yerken evren de kendini yer.

Dünyada tek bir insan olduğunu varsayalım. Şimdi buradaki Jel nerededir? Yine bütün dünyayı sarmıştır ve her yerdedir ama biraz daha yumuşaktır. İnsanların sayısı arttıkça Jel mutlak olarak değişir. Bir insanın diğerleri hakkında düşünmesi, olasılıkları hesaplaması, hayaller kurması Jel'i değiştirici unsurlardır. İnsanın yolda gördüğü ama umursamadığı insanlar dahi jeli değiştirir.

Beklenti Örneği
Görünmeyen ama devam olarak var olan Jel, beklentilerin oluşmasını sağlayan ana etkendir. Örneğin bir yazar çok satan bir roman yazdığında artık okuyucular ondan bu tarzda romanlar beklemeye devam başlar. Yazar da yazacağı yeni romanın çok satacağını bildiği için okuyucuların beklentileri doğrultusunda yeni romanını çıkarır. Genç yaşta farklı sektörlerde başarılar elde eden ve çok popüler olan isimler için de bunları söylemek mümkündür. Bu tarz insanlar eğer onu popüler yapan çalışmalarının üstüne koymazsa, yeni yapıtı iyi olsa bile eleştirilir. Bu durum Jel'in yoğunlaşmasından kaynaklanır. İnsanlar bu tarz durumlara genelde "Beklentiyi karşılayamadı" ismini verirler. Ama bahsettiğim Jel oradadır ve ondan sıyrılmak mümkün değildir. 

 

Şekilcilik

İnsanların şekilciliğe meyilli olmasının nedenlerinden biri de yine jeldir. Çünkü her toplumda belli başlı doğrular oluşur. Bu topluma yeni katılan insanların da buna uyması beklenir. İnsanın aklında oluşan ilk imge karşıdaki insan görüntüsü, yaptıkları ve söyledikleridir. Jel olmasa belki de bugün önemli olarak görülen dış görünüş, siyasi fikir, etiket vb. etmenler hiç dikkate alınmayabilir. Aslında Jel, insanların yaşadıkları var olan durumları abartmasına neden olur. Sanki bunun için doğmuş gibi ömrünü bunlarla tüketir. Bu apaçık bir yanılsamadır. Şekilciliğe önem vermeyen insanlar, diğerleri gibi olmadıklarını düşünürler ama ister istemez etkilenirler; çünkü diğerlerinin kafasında kendisi hakkında oluşan imajın farkındadır. İnsan stereotipler oluşturmaya meyillidir.

İnsanın kendisine karşı dürüst olmadığı/olamadığı konulardan biri diğer insanlarının beklentisine göre kendini şekillendirmediğidir. Çoğu insan karizma yapmak için "Ben insanların görüşlerini önemsemem" dese de, gerçeği pek yansıtmayan bir laftır.

Teknoloji

 

Günümüzde sosyal medya, küreselleşme ve gelişen teknoloji gibi unsurlar, Jel'i giderek daha fazla dalgalı ve karışık hâle getirir. Bu gelişmelerle birlikte insan nüfusu arttıkça Jel de dinamik olmaya devam eder. Güçlenen ve gelişen iletişim yetenekleri, Jel'in karmaşıklaşmasına neden olduğu gibi onun daha etkin olmasını da sağlamaktadır. Eskiden bu Jel'in müdahale ediciliği ve etkisi çok azdı ama artık şimdi karşılıklı iletişim ve bağlılık arttıkça domino taşı misali gelişen olaylar zincirleri de aynı şekilde artmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder