18 Mart 2018 Pazar

Teşhir çağında giz ve gizem

 



Bilimin ışığından ben hiç yoksun kalmadım, 
Aklımın yetmediği çok az giz kaldı sandım, 
Yetmiş iki yıl gece gündüz düşündüm, durdum, 
Sonunda şunu bildim, hiçbir şey bilmiyordum.

Ömer Hayyam


İnsan hiçbir şey bilmiyorken her şey onun için gizdir ve geliştikçe çevresini, hayatı ve evreni tanımaya başlar. Bilimin en büyük işlevi zaten gizlerle alakalıdır. Bilim, geliştikçe görünmeyen ve bilinmeyen pek çok etmeni açığa çıkartmış ve farkında olmadığımız ama bizi etkileyen bu etmenleri tanıma şansını bize sunmuştur. Örneğin nötrinolar, karanlık enerji, karanlık madde bu etmenlerden bazılarıdır. Sosyal etmenler de bu konu çerçevesinde düşünülebilir. Bilim geliştikçe bilinmemesine ve görünmemesine rağmen bizi etkileyen pek çok hususu açığa çıkartmaya devam edecek.
İnternet, sosyal medya, uydu teknolojileri ve uzaydaki gelişmeler derken artık 30 yıl öncesiyle mukayase edilemeyecek bir gelişim süreci içerisindeyiz ve ivmelenerek devam ediyoruz. Bu gelişimin en önemli etkisi bilgi ve bilgi akışı üzerinde oldu. 

Bu gelişim süreci çok kez söylediğim gibi zıtlıkları ortaya çıkaran bir gelişmedir. Zıtlıkların açığa çıktığı konulardan biri giz ve gizemdir. Günümüzde giz ve gizemin değeri bir yandan azalırken bir yandan da artmaktadır. Belirli merkezlerden yayılan gündem ve insanlar arasındaki standartlaşma gizin, gizli bilginin değerini düşürüyor ve etrafına bir anlamsızlık duvarı örüyor. Bir nevi hapishanede yaşayan giz, bir müddet sonra içine çökercesine ortadan kayboluyor veya değeri tamamen düşerek bir anlam ifade etmemeye başlıyor. Gizin değerini artıran en önemli hususlardan biri elinde bulundurana büyük bir özgüven ve özgünlük sağlamasıdır. Standartlaşmanın yüksek olduğu dönemlerde ayırt edici nitelikler herkes için zorlukları olan ama katlanıldığında çeşitli avantajları beraberinde getiren bir özellik oluyor. Şu anki mevcut görüntü itibariyle gizin değerinin düşmesi gizin değerinin artmasından çok daha hızlı ilerliyor. 

Elinizdeki gizin değerini artıran şeylerden biri onu bir amaç ve fikir için elinizde bulundurmanızdır. İnsanların son yıllarda terör nedeniyle gözetleme sistemlerinden rahatsız olduğunu biliyoruz. Güvenlik çalışmalarında "özgürlük-güvenlik açmazı" denen bu konu tartışılmaya devam edecek çünkü insanlar yukarıda anlattığım gizin gitgelli serüvenin tam olarak içindeler, âdeta savruluyorlar. Bir yandan "devlet veya özel şirketler her şeyimizi biliyor" derken bir yandan da sosyal medyaya neredeyse bütün yaşamlarını koymaktan geri durmuyorlar. Şu anki gidiş itibariyle gizin ve bir şeyler gizlemenin suç sayılacağı dönemler yakın görünüyor. İnternetle fazla meşgul olmayan insanlar garipsenmeye zaten başladı bile. Fakat burada şöyle bir açmaz var: Şüpheli insanların yakalanmamak ve kendini ele vermemek için internet kullanmaması, tercih olarak internet kullanmayan insanların üzerinde örtülü bir baskı yaratabilir. 

Giz denince akla gelen en önemli konulardan biri mistik ve ezoterik bilgidir. Daha çok felsefenin ve dinin bir konusu olduğu için bu konuya burada genişçe değinmeyeceğim ama artık tasavvufçuların çok sevdiği avam-havas ayrımı ortadan kalkıyor. Önceden "siz anlamazsınız/sizin ilminiz yetmez" denilen konular daha çabuk ve daha kolay başlıyor. Gizliliği esas edinen masonlar veya tarikatler dahi bilinmek isteyebiliyor. Yanlış bilinmek insanlar için zarar verici olduğundan dolayı ne kadar gizli yapıda olursa olsun herkes kendini açıklamak istiyor. Medya her türden fikirler açısından kolay bir yayılma yöntemi. Tabii her şeyin ayan beyan olduğunu söylemiyorum kesinlikle. Mesela dünya genelinde şu an pek çok istihbarat operasyonu oluyor ve bu opersayonu yürütenler haricinde kimse bunları bilmiyor. Kim bilir nerede insanlar kendi fikrini geliştiriyor, kendi gizlerini yaratıyor. Bu noktada gizin temel nitelikleri tartışmaya açılabilir. Mesela sizin kendi kafasında oluşturduğunuz hayaller ve fikirler de gizdir; insanları etkileyen ama insanlara açıklanmayan olaylar da gizdir. Bilinmeyen bir şeyler yok sayıldığı günümüzde gizler, gizlenen bir varlık mıdır yoksa o açıklanmadıkça ve bilinmedikçe zaten yok mudur? 

Bilinmeyeni yok sayan günümüzdeki zihniyet tamamen algısal bir yanılgıdır. Bu durum insanın zaafını ve basiti seven düşüklüğünü gösterir. İnsanlık tarihine bakıldığında gizlerin aslında insanoğlunu yücelttiği görülür. 

İnsanların sadece popüler olan konuları bilmesi, bunlarla ömrünü tüketip hiç araştırmaması, popüler olmayanı yok sayması insanoğlunun zayıflıklarını göstermesi açısından önemli bir gözlem aracı. Sosyal medya yaygınlaştı diye gizler bitmedi ve çok büyük ihtimalle evrenin sonuna kadar bitmeyecek.

12 Mart 2018 Pazartesi

Kendinimgenlik



İnsan, örüntülerin devinimiyle meydana gelen ve genişleyen evrenin parçasıdır; varlığın ve varoluşun dallarından biridir. Evrenin devinen karmaşık yapısına uygun şekilde insan da kendi için de devinir. Kendisi evrenin dalı olmakla birlikte kendi içi de dallanır. İnsanın bu içsel devingen yapısına ben, kendinimgenlik diyorum.

Herakleitos'a atıfla insan çoğu zaman farkında olmasa da sürekli değişir. Doğumundan ölümüne kadar aynı eylemleri yapsa dahi sürekli yeniliklere maruz kalır. İnsandan insana değişen şey, bu yeniliklere karşı insanın verdiği cevaplar ve tepkilerdir. Kimi insan eldekiyle yetinir ve ne ezberlerse onu hakikat zanneder, bu insanlar genelde değişime açık değildir. Yenilikler içsel duvara çarpıp geri döner. Kimi insan da değişimi sever, yeniliklere açıktır. İnsan yenilikçi veya bağnaz olsun, fikirleri değişsin veya değişmesin insanın devingen yapısı kesindir. Yaşadığımız çoğu gün birbirinin aynı zannedilse de aslında her saniye her saat farklıdır. Çünkü insanın devinmesi sürekli olarak devam eder. Bilinçli olmanın doğal sonucu budur.

İnsanın içsel devingen yapısına rağmen farkındalık özelliğinin sabit olması daha önceki örüntüler yazımda işlediğim Ouroboros sembolünü çağrıştırmaktadır. Kendinimgen bir tür olarak insan bir nevi kendini yiyen yılandır. Tamamiyle değişgen olan bu yapıdaki sabitlik, bilincin dışsal olduğu sonucunu da ortaya çıkarabilir. Bilinç, âdeta bu bedenden ve bu fizik aleminden değilmiş gibidir. Fakat bu noktada kafa karışıtırıcı olan, devingen yapının aslında insan zihninde oluşmasıdır. Hem özneyi yani beni taşıyan hem de sürekli değişen bir yapıdır bilinç. Bilincin kaynağı ve yapısı insanoğlunun çözmesi gereken en büyük problemlerdem biri. İnsanın devingen yapısına izin veren şeylerden biri kesinlikle bu ilginç yapıya sahip insan bilincidir.

İnsana dair konular genellikle çok yönlüdür. İnsanı anlamak, bu çok yönlülüğün farkında olmakla başlar.

İnsan sosyalliğe ihtiyaç duysa da her zaman tek başınadır. Kendisi hem kendini hem çevresini kendi varoluşuyla bilir. Her şeyi kendiyle tanır. İçsel deneyimler bize varlığı anlatır, onu bilmemizi sağlar. Varlık ve farkındalık aslında bir yansımadır. İnsan yansımalardan ve örüntülerden oluşan varlık havuzunun içindedir fakat bir yandan da havuzu değişterebilecek düşüncelere ulaşabilir.