23 Nisan 2018 Pazartesi

Kadınlar ve bir anomali olarak üreme


Hepsi için söylemem imkânsız olsa da var oluşunu erkeğine hizmet etmek üzerine kuran bir canlı için böyle bir yazı yazmayı kendime zül addediyorum. Fakat hayatın acımasız gerçeği, bana benim de kadın olarak doğmamın olasılığını söylediğinde irkiliyorum ve ister istermez kadınların hâlini sorgulamaya başlıyorum.

Normalde bir insanı rahime sahip makineye çeviren anlayışı ciddiye almam fakat şu an çevremdeki sistem buna göre kurgulandığı için beni ciddi şekilde rahatsız ediyor. İşin kötüsü kadınlar da hâliden gayet memnun. Sonuçta durumları ne olursa olsun bir kesinliğie sahipler; ölünce cennete gidecekler. Çünkü ibadetleri ve imanları onlara göre sağlam. Ama bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Dünyada ilk üniversitelerden birini kuran(bazı yorumlara göre ilk) Fatıma el Fihri müslüman değil miydi? O, bu dini bilmiyor muydu?

Osmanlı'daki veya başka imparatorluklardaki kendi oğlunu kral yapmak isteyen kadınların hikâyeleri ve bunların yüzyıllar sonra diziye çekilip reytinglerde zirvede olması aslında pek çok şeyi özetliyor. Dört duvara kapsedildikleri için tek eğlenceleri kişisel konular olan canlılara dönüşüm süreci bir müddet sonra onları hiç rahatsız etmediği tek eğlenceleri hâline geliyor. Küçüklükten itibaren bu kafa yapısıyla adeta zehirleniyorlar. Bu durumun sebeplerinden biri sosyal belirlenim olsa da kadınlarda da buna yönelik bir eğilim olduğunu düşünüyorum. 

Peki kadınlarda neden böyle insanlığa hakaret olan düşüklük eğilimi var? Olası sebeplerden biri mağara dönemindeki sürece kadar geri götürülebilir. Sonuçta kadın doğurandır ve mağarada çocuğa bakar, erkek de ava gider. Bu iş bölümü zamanla kadınların görevi olmaktan çıkıp yaşamna sebebi olur.

Sorunun olası cevaplarından biri dediğim gibi doğurganlığın getirdiği özgüven ve kolaycılık. Bir insanı dünyaya getirmek, onların ömürleri boyunca saygı beklemelerine neden oluyor. Üstüne bir de çocuğun bakımı vs. derken kendilerine has bir eşsizlik konumuna oturuyorlar. Ben bu yüzden üremenin bir çeşit anomaliye benzdediğini düşünüyorum. İnsanın bebeklik, çocukluk ve gençlik aşaması hem kendi açısından hem de diğer insanlar açısından tam tersi zannedilse de çok rahatsız edici bir serüven. Bebeğin yetişkinliğe gidene kadar ki serüveni hep neşeyle hatırlansa da pek çok açıdan insanı yoran bir süreç. Üremenin kendine has şartları ve anomaliye benzer tarafları bana insan var oluşunu sorgulatıyor.

İnsanın acizliği ve sınırlılığı, anomaliyi ve rahatsız edci detayları göz ardı ediyor veya normal karşılıyor çünkü insanın pskiolojik olarak sağlığını bozmaması gerekiyor. İşte bu da kadınlar da ister istemez "bana muhtaç" psikolojisini doğuruyor. Muhtaç olunan kişi olmak normalde ancak basit canlıları sevindirir ama bu durum bazı kadınlar için vazgeçilmez oluyor. Üreme insanlar için kaçınılmaz olsa da görevi ölçüsünde var olan kadınların durumu, bize kaçınılmaz olanların aslında olmaması gereken olduğunu anlatıyor. Hem doğurup hem de insanlık onurunu koruyan kadınlar az olsa da iyi ki varlar. Hepsine selam olsun. Ama maalesef onların varlığı insanlığın başındaki bu belayı def etmeye yetmiyor. 

Üreme ve çocuğun büyümesi insanları kaçınılmaz olarak bir yerlere bağlıyor ve onu kısıtlıyor. Kadınların evlere kapatılması böylece normal olarak karşılanıyor. Fakat bu abartılı bir bahane çünkü nasıl yemek ve tuvalet gibi zorunlu ihtiyaçlar hayatımızın bütününü etkilemiyorsa ürememizin de bizi tamamen etkilememesi gerekir. Dolayısıyla kadınların eve hapsedilmesinin doğru tarafları pek yoktur. 

Din adına yapılanlar

İslâm dünyasında kadınlara genel olarak insan muamelesi yapılmadığı ortada. Bunu sadece Suudi Arabistan için falan söylemiyorum; Türkiye de kısmen bu kafada. 
Kadınları hayvana çeviren bu bakış açısında beni asıl kızdıran şey, onların din adına bu hâle getirilmesi. Ben Allah'ın "kadınları köleleştirin, aptallaştırın ve hayvanlaştırın" diyeceğini hiç sanmıyorum. Ben bir yaratıcının insanları bu hâle getimeyi isteyeceğini sanmıyorum. Elbette insan ilişkilierinde bazı ölçüler olabilir ama kadını cahil bırakmayı marifet sanan insanların kendi pespayeliklerini Allah'a havale etmesi kabul edilebilir bir şey değil. Bu, Allah'a iftiradır. Eğer din böyleyse o zaman dinde sorun vardır. Kadınlar adeta evlere hapsedilmiş ve gömülmüş durumda. Ben böyle bir kafa yapısına inanamıyorum. Tamam ev işleri önemli ama yukarıda bahsettiğim gibi bizde öyle bir iklim var ki, kadınlar burada insanlıktan çıkıyorlar.  

Din adına hapsedilen kadınlar, Aristoteles'in 2300 yıl önce kadınlar için söylediği köleyle insan arasındaki sınıflandırmasına benzemektedir. Kur'an'ın böyle bir sisteme karşı açık bir uyarı yapmaması insanların dini sorgulamasına neden oluyor çünkü Tanrı sözü dayanak gösterilerek insanlar köleleştiriliyor. Kur'an'daki "mümin kadınlar ve mümin erkekler birbirlerinin dostudur" ayetini, ülkedeki bu saçma sapan atmosferi değiştirmek için kullanabiliriz.

Eğer siz günah işler diye kadınları bu hâle getiriyorsanız o zaman onları diğer kadınlarla da görüştürmeyin; çünkü onlarla gıybet yapıyorlar. Gıybet günah değil mi? 

Nereden baksanız çelişkilerle dolu bir atmosfer. Dediğim gibi kişisel bir tercih olarak böyle bir düzen oluşturulabilir ama bunu Allah'a havale etmeyin. Ömür boyu tek yaptığı dedikodu ve kocasına hizmet etmek olan canlılara ben insan gözüyle bakmam.  Resmen bütün insan onuruna, insan haysiyetine hakaret bu.

Tabii aslında erkeklerin çoğunun durumu da onlardan farklı değil; erkekler de kadınların çalışan veya üniversiteye gitmiş versiyonu. Emin olun zerre fark yok. Bu yazı için söylediğim her şey aptal erkekler için de geçerli.
 

1 yorum:

  1. yazınızı ilgi ve beğeniyle okudum, izleyiciniz oldum. Sizi de benim yazı ve şiirlerimi okumaya, blogumu izlemeye davet ediyorum.
    www.erhantigli.blogspot.com

    YanıtlaSil