15 Nisan 2018 Pazar

Kur'an'dan "felsefeye teşvik" çıkar mı?


 

Kur'an'daki "aklınızı kullanın, sorgulayın, düşünün" gibi anlamlara gelen ayetlerle haklı olarak övünüyoruz. Bir dini metin açısından kendinden beklenmeyecek derecede akla vurgu yapıyor. 

Bu ayetler gece biraz daha huzurlu uyumamı sağlıyor. Çünkü beni bağnazlığa itecek bir düşünceyi benimsemek istemezdim açıkçası. Fakat bu ayetlerle övünürken bazı zamanlarda dengeyi ciddi anlamda kaybettiğimizi düşünüyorum. 

Kur'an ve akıl odaklı söylem geliştiren dini çevreler bu ayetlerin felsefeye teşvik ettiğini söylüyorlar. Ben bu görüşe çok katılamıyorum. Kur'an aklı kullanmaya davet etse de sonuçta yönelttiği soruların cevabını da kendisi veriyor: "Etrafına bak, hiçbir şey tesadüf olamaz, birden fazla Tanrı da olamaz, o halde her şeyi yaratan tek Tanrı'ya iman et. Etmezsen yaptığın bütün işler boşa gider ve cezalandırılırsın." Evet işte Kur'an'ın teşvik ettiği düşünce şekli aşağı yukarı böyledir/bu kapsamdadır. Kur'an'da bazı ayetlerde akıl yerine kalbe vurgu yapılmasının nedeni de budur. Allah bu temel fikirler dışında bir düşünce özgürlüğü vermez, ki zaten dinin genel mantığı açısından çelişkili olur. Yaratılmış şeylere bakın, ibret alın ve düşünün der.  

Peki düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde felsefeden nasıl bahsedeceğiz?    

Lütfen gerçekçi olalım. Kendi kafamızdakileri Kur'an'a/Allah'a söyletmeye çalışmayalım. 

Aslında bu durum çok basit bir gerçek farkındayım. Sonuçta senin bir sınava çekilmen veya imanın anlam ifade etmesi için akla ihtiyacın var. Aklı olan vahiyden sorumludur. Allah insanlara "düşünün/düşünmez misiniz?" derken kendi söylediği düşünce kalıplarına insanları çağırır; düşünce özgürlüğünün olduğu bir yere çağırmaz. Çağırdığı kalıpların dışına çıkarsan, pek çok ayette söylediği gibi yaptığın işler boşa gider ve cezalandırılırsın. Kur'an bunu söyler. Sonuçta her insan felsefi olarak aynı görüşte olmayabilir. Bir insan sorguladığında dinden ve Tanrı fikrinden soğuyabilir. Başka bir insan da sorgulayarak Tanrı fikrine ulaşabilir. Dinden soğuyan kişinin Allah katında hiçbir değeri -Kur'an'a göre- yoktur. İnanmayanlara dair yapılacaklardan Kur'an ısrarla bahseder. Bu tehditler karşısında siz nasıl felsefeden ve özgür akıl yürütmeden bahsedeceksiniz? 

Kafanızdakileri Kur'an'a söyletmeye çalışmak bizim açımızdan mutluluk verici olabilir ama hakikatin yolundan açık bir sapmadır çünkü bir noktadan sonra iş metni tahrif etmeye kadar gider. Ayrıca çoğu zaman yukarıda anlattığım çerçevede görüldüğü üzere Kur'an'ın en temel tezlerinin bile göz ardı edildiği bir körlüğe yol açar. Keşke Allah felsefeye yönlendirseydi ve sorgulayan herkese bir ceza vermeseydi, ben de bunu isterdim ama metin bize bunu söylemiyor.

Kur'an soruları sormuş cevabını da kendisi vermiştir. Bundan sonra Müslümanların üzerine düşen görev en fazla ayrıntıları düşünmek olabilir. Bilime teşvik ettiği söylenen ayetler de bu çerçevede değerlendirilebilir. Bilime teşvik eden ayetlerin amacı büyük ihtimalle her bilimsel gelişmeyi Tanrı'ya yormaya çalışan insanların yaptıklarıdır. Tanrı'nın teşvik ettiği budur.

Sonuç olarak Kur'an'ın felsefeye teşvik ettiği iddiası fazla sloganiktir, bir imaj çalışmasını andırır ve gerçeklerle örtüşmemektedir. Modern dönemde aklın ön plana çıkması karşısında içimizi rahatlatan ayetlerin bükülmesi neticesinde zorlama bir çıkarımdır. Kur'an'daki akla vurgu her yönüyle sorgulayan bir akla vurgu değildir. Yine de bu ayetleri okuyan bir Müslümanın bağnazlığa yüz çevirmesi gerekir. Fakat bugünkü İslâm dünyası için bunu söylemek zordur. Kaldı ki akılcı müslümanlar bile dini tamamen çözmüş havasında Kur'an'dan istediği manayı çıkararak kendi duvarlarını ve kalıplarını örmektedir. Bu da bir çeşit bağnazlıktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder