30 Nisan 2018 Pazartesi

Kur'an 'son kitap'sa kıyamet nerede?








Ben bu yazımda sadece kendi düşüncelerimden bahsedeceğim. İçinde kalmasın istiyorum yoksa Allah'a akıl vermek gibi bir amacım yok. Ben Kur'an'ı gerçek anlamıyla anlamaya çalışıyorum. Kendi fikirlerini Kur'an'a söyletenler gibi olmak istemiyorum. Ben Müslümanım ama bazı yönleriyle Kur'an'ın bugünkü ve gelecekteki insanları tatmin etmemesini doğal karşılıyorum. 

Şunu açık yüreklilikle ifade ediyorum: Kur'an 'son kitap' olmanın ağırlığını taşıyamıyor.
Kur'an, Sanayi Devrimi'nden sonrasını görecek bir kitap değil.
 
Robotlar, yapay zekâ, bilinç taşınması, yeni insanlık, uzayda yaşam, uzayda koloni, küreselleşme, bilgi akışı, nesnelerin interneti, nörolink ve daha fazlası... İnsanlık artık bambaşka bir evreye doğru gidiyor. Yeni bilimsel gelişmelerin Kur'an'ı daha fazla geri plana itme ihtimalinin güçlü olması ve Kur'an'ın 'son kitap' olması üst üste konduğunda kıyametin çok yakın olduğu sonucunu çıkarıyorum. Hatta bana sorarsanız Sanayi Devrimi ve sonrasını düşündüğümüzde, insanlık Sanayi Devrimi'nden sonrasını görmemeliydi.

İnsan, toplum, devlet, dünya, evren sürekli değişir. Bir kutsal kitap 'son kutsal kitap'sa ve gönderilişinden itibaren 1400 yıl geçmişse radikal olarak görülen bazı şeyleri düşünmek gerekir. Gelecek sürekli olan bir şeydir. Yaşam olduğu sürece geleceği düşünen birileri de olacaktır. Sürekli değişen bir dünyada tek bir metin ne kadar yeterli olabilir tartışılır. Hz. Musa'yla Hz. İsa arasındaki değişimlerle Hz. İsa'yla Hz. Muhammed arasındaki değişimleri kıyaslayın; şimdi de Hz. Muhammed zamanıyla günümüzü kıyaslayın. Buradan yola çıkarak Allah'ın yeni kitap gönderme sebebi olarak değişimden daha çok gönderdiği kitabın tahrif edilmesi sonucu çıkabilir fakat Kur'an tahrif edilmese bile 1400 yıl gibi bir sürenin çok uzun olduğunu düşünüyorum. Çünkü artık sadece söylemde kalacak şekilde yaşamaya başladı. Mesela ben Kur'an'ın küreselleşmeyle büyük bir çelişki içinde olduğunu düşünüyorum.

Tanrı geleceği bilir ve son kitabını buna göre göndermesi gerekir. Biz bugün bile hâlâ Kur'an konusunda mutabık kalamadıysak gelecekteki insanları hiç düşünemiyorum. Kur'an'a baktığımızda gelecekle kıyamet neredeyse aynı kelime olarak kullanılır. Daha doğrusu gelecekten bahsederken neredeyse tamamen kıyametten bahseder.

- "O ayette öyle yazıyor ama orada denmek istenen farklı" demekten artık sıkılmadık mı?

- "Gerçek İslâm bu değil" demekten sıkılmadık mı?

- IŞİD gibi yapıların dini ve kitabı rahatlıkla bükmesine müsaade etme tehlikesi taşıyan ayetlerin bugün iyi anlaşılması için revize edilmesi gerekmiyor mu? IŞİD örneği verdim diye kötü emsal emsal olmaz demeyin. Anlatmaya çalıştığım farklı bir şey. IŞİD sadece çarpıcı bir örnek. Yoksa iyi niyetli insanlar bile Kur'an'ı anlamak adına Kur'an'ı tahrif edebiliyor.

- Gelecekteki insanlardan da mı yeni mezhepler veya görüş ayrılıkları kurup beğenmediklerine "gerçek İslâm bu değil" demelerini bekleyeceğiz?

"Ben Kur'an değişmeli" demiyorum ama son kitap olmanın ağırlığını yeterince taşımadığından dolayı artık yeni kitabın gelmesini ya da kıyametin kopması gerektiğini hatta bu perspektifle -rahatlıkla- kıyametin geciktiğini söylüyorum.

"Dünyanın ve insanlığın geleceği önemli değil, Kur'an'ın temel mesajı önemli" gibi bir söylem ilk başta mantıklı görünse de Tanrı'nın gönderdiği bir kitap için mantıklı değil. Sadece Tanrı'nın birliği ve peygamberi tasdiklemek diğer ayetlerin kendi dönemi dışında geçersiz olduğu sonucunu doğurabilir. Dolayısıyla kutsal kitaptan bahsediyorsak örneğin bundan 500 yıl sonra yaşayan insan da bu kitaptan yararlanabilmelidir. Çünkü sonuçta Kur'an 'son kitap'.

Gelecekte insan yaşamını baştan kurgulamamız gereken gelişmeler yaşarken Kur'an'ın bunda payı düşük olursa bu durumu bütün insanlığa gönderilmiş kitap olarak nasıl anlatacağız? Geçersizleşen Tanrı sözü evreni yerinden oynatacak olağanüstülükte bir olay değil midir?

Ben bütün bunları insanlığın geçiş dönemindeyken söylüyorum farkındayım. Geleceğe dair konuşurken yavaş yavaş görmeye ve yaşamaya başlasak da gelecek için tahmin yapmak çok zor. Gelecekte her zaman bir belirsizlik vardır. Belki de insanlığın gelişimini konuşurken kitlesel yokoluşla da karşılaşabiliriz. Büsbütün yok olmasak bile gelişmeyi yavaşlatıcı olaylar başımıza gelebilir veya en iyimser senaryolar gerçekleşebilir. Gelecek hakkında kesin konuşamasak da olası gelişmeler insanın bugünkü var oluşunu etkiliyor ve sorgulatıyor. 

Dünyada var olan ve insana inen bir kitabın mükemmel olmasını beklemiyorum fakat Kur'an'ı okuduğumda edindiğim izlenim, Sanayi Devrimi'ne kadar kitabın konumunun nispeten güçlü olduğu fakat bu tarihten sonra zayıfladığıdır. Tabii ben Sanayi Devrimi desem de bu kişiden kişiye göre değişebilir. Kimisi de milat olarak internetin yaygınlaşması diyebilir belki. Sanayi Devrimi dememin sebebi Osmanlı'nın ve İslâm Dünyası'nın Batı karşısındaki yenilgisi değil; sanayileşme, makineleşme, üretim, iş gücü, teknoloji derken insanlığın bambaşka bir evreye geçmesi ve sürecin ivmelenerek devam etmesi.

Tarihsellik ve Evrensellik paradoksunda Kur'an


Bir kitabın Tanrı sözü olması olağanüstü bir özelliktir. Fakat çoğu insan Tanrı'yı kendi fikrine uygun din gönderen bir dost olarak algılıyor ve bu bakış açısı Tanrı'nın Tanrı'sallığını basitleştiriyor. Hepimizin bildiği gibi Kur'an 23 yılda aşama aşama olarak indi. Dolayısıyla dönemindeki olaylardan bağımsız olarak Kur'an'ı tam olarak anlamak çok zor. Düşünün; 1400 yıldır ortada tek değişmeyen metin olmasına rağmen yüzlerce hatta binlerce farklı görüş farklılığı ortaya çıktı. Hiçbir insan aynı değil ve bir kendinimgen olarak insanın kendisi de sürekli olarak değişiyor ve deviniyor. Bu yüzden sabit metnin her zaman defoları olacaktır ama 20.-21. yüzyılı ve geleceği düşündüğünüzde Kur'an'dan daha farklı bir kutsal kitap ihtiyacı doğmaktadır.

Kur'an'ın evrensel olduğunu savunanlar da doğrulayacaktır ki Kur'an'ın bazı ayetleri ancak o dönemin şartları göz önünde tutularak anlaşılabilir. Kur'an'ı anlamak isteyen bir yabancıya "Yook Kur'an öyle tek başına okunmaz. Önce indiği dönemi, Arap toplumunu, sosyo-kültürel ortamını bilmen gerekir" demek evrenselliğin önüne set çekmek demektedir. Şu an çoğu insanın İslâm'a soğuk bakmasının belki de en büyük sebebi budur. Siz Batılı bir Hıristiyan'a İslâm'ın güzelliğini 7. yüzyıl Arabistan'ından anlatırsanız size güler. "Bu da bir sınanma şekli" denilebilir; ama bir yandan da sınavın kendisini tartışmaya açabilir. 

Basit ve klişe yorum olarak değerlendirilebilir ama Kur'an'ın örnek olarak sürekli Ortadoğu bölgesindeki kıssalardan ve peygamberlerden bahsetmesi de evrenselliği baltalar. Önemli olan verdiği mesajlardır doğru ama evrensel bir kitap kendi indiği yerden bağımsız örnekler verebilmelidir diye düşünüyorum. Belki bu da ayrı bir sınav konusudur, ne dersiniz?

Kur'an aşama aşama inmese, o dönemin insanının biliş seviyesine hitap etmese ve tek seferde inse bu sefer de kitabın etkileyeciliği zedelenebilir ve indiği toplum nezdinde itibiarı azalarak ölü bir kitap hâline gelebilir. Peygamber örnekliğinde yaşanan olaylar ve durumlar neticesinde kitabın inmesi makul karşılanabilir fakat dediğim gibi bu durum evrenselliği zedeler. Burada çok ciddi bir paradoks var. İnsan yaşamı ve kitabın iniş şeklinin birbiriyle %100 örtüşmediğini düşünüyorum. İster istemez açıklar olacaktır. Kaldı ki dinin yayıldığı kadar büyümesi gibi başka bir sorunumuz daha var.  

Kur'an'ı evrensel olarak görenler bence ilk önce dinin genel mantığı açısından evrensellik sonucuna ulaşıyorlar. Sonuçta Allah evreni, dünyayı, insanı, her şeyi yaratandır. Dolayısıyla onun gönderdiği kitap evrensel olmalıdır.  Yani bu insanlar ilk önce Kur'an'ı okuduktan sonra "evet bu kitap bütün insanlara indi." demiyorlar.

Kur'an dünyayı ve evreni anlatmak için genellikle yerel atıflar ve o dönemki insanların anlayabileceği benzetmeler yapmasını, Tanrı'nın insan bilişine hitap etmesiyle açıklayabiliriz fakat 1400 yıl sonraki insana açıklayamayız.  
 
Kur'an'da açıklanmayı bekleyen çok husus var. Bütün insanlığa inmiş bir kitapta yoruma açık çok fazla ayet olması tartışılması gereken bir konu. Mesela evrim teorisiyle ilk insanın Hz. Adem olarak geçmesi yeni kitapla bilikte daha makul bir seviyeye çekilemez mi? Hemen "Ama o dönem" demeniz aslında anlatmak istediklerimi güzel özetliyor. Yahu daha Kur'an'dan yola çıkıp Hz. İsa'nın akıbetini bile kesin olarak belirleyemiyoruz.

Kur'an metni sabit ve değişmez olsa da ayetlerden çıkarılan yorumlar ve hükümler sürekli değişiyor. Mesela şimdi Kur'an'dan bilimsel çıkarım yapan insanlar büyük ihtimalle gelecekte ki gelişmeleri de Kur'an'da bulacaklar. O zaman ayetin hangi yorumunu doğru olacaktır? Gerçekten Tanrı'nın her tarafa çekilecek bir kitap yolladığını mı düşünüyoruz yoksa sabit metne inanmanın kolaycılığına mı kaçıyoruz?

6 yorum:

  1. Selam Dostum, Öncelikle gezegendeki serüveninin süresine rağmen önemli bir muhakeme potansiyeline sahipsin ve kalemin de bir o kadar... hatta benim bunları yazmama gerek yok! her şeyin farkındasındır zaten. Seni takip etmek keyif aldığım bir deneyim ki o yüzden buradayım. Ancak; yazdıklarını ve muhakeme yeteneğini sevsem ve büyük bir saygı beslesem de, temelde büyük bir taşın eksik ya da yanlış yere konulduğunu düşünüyorum. Şöyleki; İnsan tanrıyı ve tanrı kavramını yaratmıştır, tanrı insanı değil! aslında senin düşünme, muhakeme etme yolculuğununda bu gerçekle devam edeceğini ön görüyorum ama; kaleminin şu aşamadaki gücü, bu analize çoktan ulaşmalıydı. tabiki aynı düşünmek zorunda değiliz. Yine de, sana ait kurgu evrenini seven bir dost olarak düşüncelerimi paylaşmak istedim. bir de naçizane önerim; "artı-enerji, artı-ürün ve artı-zaman" üzerine düşünmen. Kalemine sağlık! ne olursa olsun yazılarını okumayı seçiyorum ve bunun için buradayım. Tüm olasılıkların hep yararına gelşmesi dileğiyle, hoşça kal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. musa ve zülkarneyn kıssaları.sanırım şifre burada gizli.ayrıca sure başlarındaki anlam veremediğimiz harfler güncelleme kodları olabilir.

      Sil
    2. Enteresan bir fikir. Mümkün olabilir.

      Sil
  2. Selamlar, öncelikle yorumun için çok teşekkür ederim. Çok mutlu oldum. Fikir ayrılığı güzeldir. Ben şu an Müslümanım ama gelecekte ne olur bilemem. İnsanın sürekli devinen ve değişen bir canlı olduğunu düşünen biri olarak -dinim dahil- her şeyimi değiştirebilirim. Hakikati aramak adına sorgulamalarıma ve araştırmalarıma devam ediyorum. İleride ne olur bilinmez.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Önceden çok sabit fikirli bir insandım. Zamanla okudukça kafamdaki kilitli kapılar açılmaya başladı. Kuranı tamamiyle reddedemiyorum, çünkü çocukluktan beri Allah ve cehennem korkusuyla büyüdük. Koca kainatı yaratan Allah ki daha evrenin sınırlarını dahi bilmiyoruz. Bu gün bilim paralel ve kopya evrenlerden bahsediyor. Böylesine insanın aklının alamayacağı bir sistemde yaşıyoruz ve Allah'ın tek gayesinin iyi insanları cennete kötü insanları gönderme çabaları bana saçma demiyorum fakat çok basit geliyor. Bizler bu dünyada bir hiçiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bence de sırf inanmıyor diye bir insana sonsuz cehennemi reva görmek hiç vicdanlı değil. Ayrıca bir Tanrı'ya yakışmıyor bence. Yine de sonuçta şu an varız ve bu dünyadayız. Sorgulamaya ve düşünmeye devam edelim. Belki hem Tanrı açısından hem de bizim açımızdan hayatımızın ve evrenin gayesine dair yeni cevaplar bulabiliriz.

      Sil