13 Nisan 2019 Cumartesi

Tanrı kavramını dinlere sıkıştıran Teistler ve Ateistler


Tanrı hakkındaki akademik ve popüler tartışmalarda özellikle Tanrı kavramının fazlasıyla dar bir çerçeveye sıkıştırıldığını görüyorum. Bu dar çerçeveyi yaratan sebep, tartışmaların genelde dinler temelinde yapılıyor olması. Tanrı kavramını ve çağrıştırdığı nitelikleri düşündüğümüzde Tanrı’yı dinlerle sınırlamanın, hem kavramın kendisine hem de bu kavramı üreten insan zihnine haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Din felsefesine baktığımızda tartışmaların genellikle teist-ateist ayrışması üzerine şekillenmesi, yaptığım girişle beraber düşündüğümüzde bizi kısır bir döngüye sokuyor. Bir takım yönleriyle bu durumu olağan karşılıyorum; çünkü sonuçta teistlerin tanrı anlayışını değerlendirebileceğimiz metinler yer alıyor elimizde. 

Tartışmanın sadece teizm-ateizm seçeneği temelinde ilerlemesinin, konunun kapsamı itibariyle gerçeği arayan insanın bakış açısını daraltabileceğini düşünüyorum. Dolayısıyla bu yazıyla hem insanların ufkunu genişletmek hem de gözden kaçırılan bu meseleye dikkat çekmek istiyorum. 

Şimdi, eleştirileri biraz daha genişletelim…

Teistler


En popüler ve en yetkin olarak değerlendirilen teist din felsefecilerinde de gördüğüm üzere teistler genelde Tanrı kavramının insan zihninde çağrıştırdığı mükemmellik ve her şeyin ardındaki sebep özelliklerinden yola çıkarak kendi dinlerinin tanrılarına ulaşmaya çalışıyorlar.

Belki biraz ağır olacak fakat teistlerin, argümanlarını savunma adına başvurduğu bu yöntem bir çarpıtmadır. Bu çarpıtmayı destekleyen unsurların başında, kendi dinini haklı çıkarmaya çalışan savunmacı pozisyonun yanı sıra karşı tarafta yer alan ateistlerin tutumu da geliyor. Ateistlere alt başlıkta değineceğim için şimdi tekrar teistlere dönelim.

Kullandıkları çoğu argümanın ana kaynağını tanrılarının mükemmelliği oluşturduğu için teistlerin çarpıtma eleştirimden azat olması pek olanaklı görünmüyor. Çarpıtma ithamını somutlaştırma adına bir örnek üzerinden teistlere şu soruyu sorabiliriz: Noksansız ve eksiksiz olan bir tanrı nasıl olur da gönderdiği kitapta magazin yapabilir? (Bkz. Kur’an’daki ilgili ayetler) Nasıl olur da tarihin kirli sayfalarında kalan ilkel yaklaşımlarda bulunabilir? Böyle bir tanrının neresi mükemmel?

Teistler şu gerçeğin farkında değiller: Tanrıyı yücelttikçe ve mükemmelleştirdikçe kendi dinlerinin ve tezlerinin altını oyuyorlar.  Sadece kavramından bile mükemmelliğine ulaşabildiğimiz bir tanrının nasıl olur da böyle bir dünyayı yaratabildiğine dair şu ana kadar ikna edici bir cevap duymadım. Kaldı ki mesele sadece kötülük problemiyle alakalı değil, yaratımın bizzat kendisiyle. Tanrı neden yaratır meselesine başka yazılarımda değindiğim için fazla uzatmak istemiyorum.

Bütün eksikliklerden noksan, kusursuz ve sonsuz Tanrı nasıl olur da gönderdiği iddia edilen kitabında kendini düşürecek binlerce ifadenin altına imza atar? Böyle bir Tanrı nasıl olur da –bazı teistlerin iddia ettiği gibi- hayata anlam katabilir? Sorularımızı örnekle pekiştirelim: Kur’an’daki Âdem-şeytan meselesini hatırlarsak; Tanrı Âdem’i yaratır. Şeytan Âdem’e secde etmez (veya konu tartışmalı olduğundan ‘bu kararı beğenmez’ diyelim), bu yüzden şeytan Tanrı tarafından kovulur. Kovulduktan sonra insanları saptıracağını söyleyen şeytana Tanrı mühlet verir. Böylelikle insanın macerası başlar. vs. vs.

Şimdi böyle bir Tanrı’ya nasıl kusursuz diyeceğiz? Bana göre mükemmel, kusursuz vb. özelliklere sahip Tanrı’nın böyle bir hayatla ve varlıkla işi olmaz. Bu konuda bazı ateistlerden bile ileri gidiyor olabilirim. Çünkü bu dünyada bile mükemmellik dediğimiz zaman kafamızda bir şeyler canlanıyorsa, bu kavramın her şeyin sebebi olan metafiziksel bir varlık için kullanıldığında ne kadar hayal üstü ve sonsuz özellikleri olduğunu düşünmeye ve hayal etmeye çalışın.

Teist dinler daha ilk adımda boşluğa düşüyor, tezlerinin çoğu bana göre sağlam temellere oturmuyor. Ki ben, mesela kozmolojik kanıtın başka bir Tanrı için geçerli olabileceğini düşünüyorum. Çünkü insan ister istemez evrenin ve varlığın nedenini düşünüyor. Fakat yine de bu kanıt, teist dinlerin tanrısı için geçerli olmaz. Kozmolojik kanıta sıra gelmeden tökezliyor teizm. 

İki seçenekten daha fazlası neden olmasın?


Ateistler

Öncelikle: Teist kanıtları boşa çıkarmak, varlığın nedeni olabilecek bir tanrıyı boşa çıkarmak değildir.

Bazı ateistleri okuduğumda ve izlediğimde Tanrı kavramını sadece dinler çerçevesinde okuduklarını görüyorum. Kutsal kitap olduğu iddia edilen kitaplardaki yanlışları açığa çıkardıklarında Tanrı kavramını da geçersiz kıldıklarını düşünüyorlar. Bence bu da teistlerin tavrına benzer şekilde kolaycılık.

Tabii şunu da eklemek lazım ki militan olmayan ve felsefeye daha yakın ateistlerin bir kısmında böyle bir kolaycılık yok. Zaten ateistlerin önemli bir çoğunluğunun kendilerini agnostik olarak tanımladıklarını biliyoruz.

Tanrı kavramına gösterilen aceleci ve küçümseyici bakış açısının genellikle bilime aşırı güven duyan ateistler arasında yaygın olduğunu gözlemliyorum. Çünkü bu tarz ateistlere göre bilim her şeyin cevabını vereceğine göre tanrı kavramının da cevabını verecektir. Tanrı kavramı onlara göre nörolojik sapmadan, hatta bir hastalıktan ibaret. Tanrı, bu ateistlere göre sadece evrimin yan ürünü.

Eleştirdiğim ateistlerin şöyle bir bahanesi olabilir: “Panteistlerin, panenteistlerin, deistlerin, vd. kitabı olmadığı için onlara yönelttiğimiz eleştirilerin alanı sınırlı. Ayrıca onlara yaptığımız eleştiri fazla gündem olmuyor.”

Bu cevaba kısmen hak veriyorum fakat dinlere ve tanrıya yöneltilen eleştirilere baktığımda bu kadar soğukkanlı bir bakış açısı göremiyorum. Özellikle popüler ateizm kitlesinin soğukkanlılık ve gerçeği aramak gibi bir endişesi var mı bundan bile emin değilim. 

Dinlerin haricindeki başka bir Tanrı neden, “Neden hiçbir şey yerine bir şeyler var?” sorusunun cevabı olmasın?

Hem ateistler hem de teistler metafizik konularda aşırı rahat konuşuyorlar. Elbette metafiziği ve varoluşun sırlarını konuşacağız ve arayacağız fakat İçinde bulunduğumuz dünyaya ve hayata bakıp kendimizce bazı sonuçlara ulaşsak bile fizik-metafizik ayrımını düşündüğümüzde ulaşılan sonuçların bu evren dışında nasıl yansımaları olduğu konusunda bu kadar emin olmamalıyız diye düşünüyorum.

2 yorum: